Öngösterim Görseli

10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreni

THK Üniversitesinde  Yapılan 10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreninde Prof.Dr. Cem Harun MEYDAN’ın Yaptığı Konuşma

Sayın Rektörüm, üniversitemizin değerli akademik ve idari personeli, kıymetli öğrencilerimiz ve misafirlerimiz;

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Büyük Atatürk’ün, aramızdan erken ayrılışının 80. Yılında bulunmaktayız. Her yıl olduğu gibi bu yıl da kendisini sevgi, saygı ve özlem ile anıyoruz.

Atatürk, sadece milletimizin değil, bütün insanlığın sevgisini ve saygısını kazanmış bir liderdir.

Her 10 Kasım’da Atatürk’ün 57 yıllık hayatı, mücadelesi, milletimize kazandırdıkları ve kazandırmak istedikleri bir arada değerlendirilmektedir. Bunun Atatürk’ü doğru anlamak ve gösterdiği istikametten şaşmamak bakımından önemi büyüktür.

Atatürk yaptıklarıyla sadece ülkemiz ve milletimizin değil aynı zamanda dünyanın yönünü değiştiren büyük bir devlet adamı, ülke kuran eşsiz bir reformist, zeki bir siyasetçi, kabiliyetli bir komutan ve akıllı bir stratejisttir.

Türk milletinin refahı ve mutluluğu için sürekli yeniyi ve mükemmeli arayan Atatürk, çağın ruhunu ortaya koyan doğru, gerçekçi ve bilimsel yaklaşımları ve evrensel fikirleri olan, insani değerlere ve özgürlüğe bağlı önemli bir liderdir.

Hayatı boyunca milletimizin yücelmesi için çalışan Atatürk, bizlere gurur duyulacak bağımsız ve modern bir Cumhuriyet, sağlam temeller üzerinde yükselen bir ülke ve onurlu bir geçmiş bırakmıştır.

Şüphesiz ki, Atatürk’ün en büyük eseri kendisinin de ifade ettiği gibi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Ulu önder devletin ve toplumun geleceğinden kendini sorumlu tutma bilincine erişmiş, bağnazlıktan ve doğmalardan uzak, akılcı ve yaratıcı düşünen, gerçekçi bilgiler ışığında ileriye bakabilen özgür bireylerin oluşturduğu çağdaş bir toplum yaratmayı düşünmüştür. Bu düşünceyle hayata geçirdiği inkılap ve reformlar, demokratik, modern, hür ve müreffeh Türkiye’nin temellerini atarak büyük bir dönüşüm ve modernleşme sürecini başlatmıştır.

Çağdaş toplumun yaratılacağı bu süreçte Atatürk bizlere dinamik bir hedef göstermiştir. Bu hedef “Millî kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarma” hedefidir.

Bu gün yönetim biliminin stratejik yönetim adı altında kavramsallaştırdıklarını, Atatürk’ün cumhuriyetin ilk yıllarında koyduğu hedeflerde ve bu hedeflere ulaşmak için attığı adımlarda görmekteyiz.

Temel hedefimiz muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmaktır. Çağın en yüksek düzeydeki uygarlık seviyesinin üzerine çıkmak hedefini gerçekleştirmek için Ulu önderin gösterdiği temel alanlarda yapılması gerekenler bulunmaktadır.

Tabii ki ana hedefe ulaşmak için her alanda çalışmak gerekmektedir, ancak ben burada bizim de içinde olduğumuz üçü üzerinde durmak istiyorum.

Bunlardan ilki eğitime odaklanmak, ikincisi ilim ve fenden ayrılmamak ve üçüncüsü havacılığa önem vermektir.

Eğitim bir bütündür ve her alanda gerçekleştiğinde toplumlar dünya ülkeleri arasında istenilen yere gelebilir. Atatürk de bunun bilincindeydi. Bu bilinçle eğitimi milli mücadelenin bir paçası olarak görmüştür.

Bütün imkânsızlık ve güçlüklere rağmen Büyük Önder, İstiklâl Savaşı’nın ilk gününden itibaren çok başarılı geçecek bir eğitim savaşı da başlatmıştır.

O kadar ki; memleketin ölüm kalım mücadelesi halinde sürüp giden Sakarya Muharebeleri Sırasında, 1922 Temmuz’unda, Başkumandan Mustafa Kemal’in bizzat katılmış olduğu Maarif Kongresi, Büyük Önderin, milli kurtuluşun gerektirdiği çok yönlü mücadeleler arasında eğitim davasına verdiği hayati önemi göstermek bakımından önemli bir anlam taşımaktadır.

Atatürk, En Önemli Kalkınma Gücünü Eğitim olarak görmüş ve Eğitimimizin Millî, Bilimsel, Uygulamalı, Gerçekçi, Lâik,  Karma, Modern ve Fırsat Eşitliğine dayalı olmasını, aynı zamanda eğitimde Birlik Sağlanmasını benimsemiştir.

Büyük önderin zihninde oluşturduğu makro eğitim plânını uygulamaya koyması Türk eğitim sistemine yeni bir biçim vermiş ve böylelikle bugünkü Türkiye’mizin sosyal ve ekonomik yapısının temelleri atılmıştır.

Atatürk öğretmen ve eğiticilere büyük önem vermiştir ve Cumhuriyetin fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucularının öğretmenlerin eseri olacağını ifade etmiştir.

Eğitime büyük önem veren Atatürk bilime de özel önem atfetmiştir. Atatürk insan düşünce ve faaliyetlerinin akılcı olmasını ve bir bilim tabanı üzerine oturtulmasını bir temel ilke olarak belirtmiştir. Bilime ve bilim adamlarına önem vermiş bunu kendi sözleri ile her yerde ifade etmiş ve uygulamaları ile göstermiştir.

Atatürk’ün felsefesinde temel kural ve gaye olan çağdaş olmanın yolu, bilimden geçmektedir. Bunu kendisinin bilimi Dünyada her şey için en hakiki yol gösterici olarak görmesinden anlamaktayız.

Ayrıca Atatürk’ün manevi mirası ilim ve akıldır. Akıl ve ilmin kılavuzluğunu kabul edenleri manevi mirasçıları olarak kabul etmektedir.

Atatürk’ün Havacılığa verdiği önemi hepimiz bilmekteyiz. Havacılığın yerini yeni almaya başladığı bir dönemde, Atatürk, havacılıkla ilgili bütün yabancı yayınları izlemiş, bu konudaki gelişmeleri gün geçirmeden Türkiye’de de uygulama alanına sokmaya çalışmıştır. Ona göre insanlığın hizmetine girecek en büyük gelişmeler havacılık alanında olacaktır. Hatta gün gelecek, insanoğlu uzaya, başka dünyalara gidecek, Ay’ı ve benzeri gezegenleri bile fethedecektir. Havacılık O’nun en büyük tutkularından biri halini almıştır. Geleceğin göklerde olacağına inanan Ulu Önder 16 Şubat 1925 yılında o günkü adıyla Türk Tayyare Cemiyeti’ni kurmuştur.

1935’te alınan kongre kararı ile adı Türk Hava Kurumu olan Cemiyetin kuruluş amaçları da bizzat Ulu Önder Atatürk tarafından belirlenmiştir. Bu amaçlar Türkiye’de havacılık sanayisini kurmak, Havacılığın askeri, ekonomik, sosyal ve siyasal önemini anlatmak, Askeri, sivil, sportif ve turistik havacılığın gelişmesini sağlamak, Havacılık faaliyetleri için gerekli araç ve gereçleri hazırlamak, Personel yetiştirmek ve uçan bir Türk Gençliği yaratmak olarak belirlenmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk Türk havacılığının gelişmesi için birçok girişimde bulunmuş, Uçak ve motor fabrikası ile Havacılığın bir spor dalı olarak benimsenmesi ve Türk gençleri arasında yerleşmesi için Türk Hava Kurumu’nun havacılık eğitim merkezi olan Türkkuşu’nun kuruluşunu sağlamıştır.

Eğitim, bilim ve havacılık olarak ifade ettiğim ve Atatürk için özel öneme sahip olan bu üç başlık üniversitemiz çatısı altında toplanmaktadır.

Üniversitemiz, Türk Hava Kurumu’nun kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek doğrultusunda, geleceği göklerde arayan gençlerin yetiştirilmesi, kuruluş felsefesine uygun olarak stratejik hedeflere doğru ilerlenmesi, Türkiye’de dünyada havacılık kültürüne ve bu çerçevede geleceğin şekillendirilmesi ile bilime, araştırmaya, birlikte çalışmaya ve üretmeye Atatürk’ün ilkeleri doğrultusunda katkı sağlamaktadır.

Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere yüklediği sorumluluklar ve gösterdiği hedefler sürekli aklımızdadır. Bu çerçevede, bizler Atatürk’ün eğitime, bilime ve havacılığa verdiği önem ve hassasiyeti dikkate alarak, üç önemli alanda Atamızın hedeflerine hizmet etmekteyiz. Ülkemizin en zor anında bile düşünüp ortaya koyduğu milli hedef ve stratejilerin hatırlanması, bu çabaların anlam ve değerinin iyi bilinmesi ve gerçekleştirilmek üzere gayret gösterilmesi Büyük Atatürk’e ebedi istirahatgâhında huzur verecektir.

Konuşmama Yüce Atatürk’ün sözleriyle son vermek istiyorum. “Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen erişemediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.”

Kendisinin manevi mirasçıları olarak, Cumhuriyetimizin kurucusu, milletimizin unutulmaz lideri, büyük devlet adamı ve komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 80. yıldönümünde bir kez daha sevgi, saygı, rahmet, özlem ve şükranla anıyoruz.

Herkesi saygıyla selamlıyorum.

Sunuma ulaşmak için tıklayınız!